YOKSA SİZ HALA YAPAYLAŞTIRAMADIKLARIMIZDAN MISINIZ?
Yapay zeka, insanlığın elindeki en güçlü teknolojik sıçrama olabilir. Tabii onu gerçekten kullanabilen ve sınırını çizebilen zihinler için…Çünkü teknolojinin ruhu yoktur ama bir etiği olmak zorunda! Ne yazık ki toplumsal olarak üretmeyi değil, tüketmeyi seviyoruz. Şimdi aynı tembelliği dijital dünyanın her alanına taşıyoruz. Düşünmeyi devrediyoruz, sorumluluğu devrediyoruz. En acısı da duygularımızı devrediyoruz. Bugün insanlar birbirinin […]

Yapay zeka, insanlığın elindeki en güçlü teknolojik sıçrama olabilir. Tabii onu gerçekten kullanabilen ve sınırını çizebilen zihinler için…
Çünkü teknolojinin ruhu yoktur ama bir etiği olmak zorunda!
Ne yazık ki toplumsal olarak üretmeyi değil, tüketmeyi seviyoruz.
Şimdi aynı tembelliği dijital dünyanın her alanına taşıyoruz. Düşünmeyi devrediyoruz, sorumluluğu devrediyoruz. En acısı da duygularımızı devrediyoruz.
Bugün insanlar birbirinin gözünün içine bakmadan, aynı masada bir fincan kahveyi paylaşmadan, sesindeki titreşimi duymadan ekrandan aşk ilan ediyor.
İlişkiler iki cümlelik yazışmalara, hisler duygusuz emojilere, bağ kurmak ise sadece çevrimiçi olmaya indirgeniyor. Dokunmadan, emek vermeden, tanımadan yaşanan bu hızlı tüketim, ilişkilerin içini tamamen boş hale getiriyor ve tüketiyouz
Sonra aynı ekranın bir başka penceresinde bir yapay zeka sohbeti açılıyor.
Canım çok sıkılıyor. Bende bu belirtiler var. Acaba ölüyor muyum?
Ve ekrandan bir mucize bekleniyor…
Oysa bir hekimin muayene edişi, hastanın öyküsünü dinlemesi, fiziksel muayenesi, tahlillere bakması, gerekirse meslektaşlarıyla istişare etmesi.
Bazen tek bir tanıya ulaşmak için haftalarca emek vermesi nasıl dijital veri ile olasılığın önünüze konulması ile aynı tutulabilir.
Kolaylaştırıcı bir aracı bilimle kıyaslama dışında ne işinize yarıyor.
Bununla da kalmıyoruz, kalır mıyız aslaaaa biz her şeyi biliriz…
Yıllarını eğitime ve klinik tecrübeye vermiş bir uzmanın süzgecinden geçmek yerine, internetten okuduğumuz üç beş cümleyle kendimize ya da çevremize etiketler yapıştırıyoruz. Narsisizm, travma, DEHB, otizm… Tanılar havada uçuşuyor.
Bu durum bilgiye ulaşmak değildir. Bu, bilginin taklidi !
Yapay zeka ruh taşımaz, bilgi üretmez. Yalnızca veriyi işler, olasılık sunar, kodlar üzerinden alternatif üretir.
Doğru soruyu soran insana rehber olur. Yanlış beklentiyle yaklaşan insan için ise kendi önyargılarını büyüüten bir yankı odasına dönüşür.
Asıl toplumsal tehlike de burada başlıyor.
Artık düşünmeyi değil, doğrulanmayı istiyoruz. Gerçeği değil, duymak istediğimizi arıyoruz. Uzmanlık yerine tahmini, derinlik yerine hızı, emek yerine kopyala-yapıştır kolaycılığını seçiyoruz.
Toplumsal yozlaşma, tam da bu zihinsel ve duygusal sığlaşmayla başlıyor.
Yapay zeka insanı aptallaştırmıyor.
Düşünmeyi ve hissetmeyi bırakan insan, elindeki en gelişmiş aracı bile bir uyuşturucuya dönüştürüyor.
Oysa doğru kullanıldığında yapay zeka bir araştırma asistanı, bir veri analisti, bir sekreter, bir fikir geliştirici olabilir.
İşinizi kolaylaştırır, zaman kazandırır.
Ama sizin yerinize sevemez, sizin yerinize hissedemez, sizin yerinize düşünemez.
Asıl mesele teknolojinin ne kadar ilerlediği değil, onu kullanan insanın ne kadar insan kalabildiğidir.
Gelecekte farkı belirleyecek olan, dijital araçlara sahip olmak değil, teknolojiyi ve hayatı doğru sorularla yönetebilmektir.
Ve bugün kendimize sormamız gereken en temel soru belki de şudur
Teknolojiyi hayatımızı kolaylaştıran bir araç olarak mı kullanıyoruz, yoksa duygularımızı ve düşüncelerimizi devrederek giderek daha yapay insanlara mı dönüşüyoruz?
AŞK’la
(tabi ki sanal olmayanından en yüreklisinden)
Özlem TUNÇ
05/08/2026
İZMİR TUMED
Bu haber hakkında ne düşünüyorsunuz?
✍️ Yorum Yaz
E-posta adresiniz yayımlanmayacak. Zorunlu alanlar * ile işaretlenmiştir.
Giriş yapın veya aşağıdaki formu doldurun.