TUMEDHABER İZMİR'İN GÜÇLÜ SESİ
HABERLER Köşe Yazarları ÇAĞIN GÖRÜNMEZ SALGINI “YALNIZ KALMAK” İLE “YALNIZ HİSSETMEK”
Köşe Yazarları

ÇAĞIN GÖRÜNMEZ SALGINI “YALNIZ KALMAK” İLE “YALNIZ HİSSETMEK”

VE ARALARINDA Kİ O İNCE ÇİZGİ Çalıkuşu dizisini ekranlarda yayınlandığı dönemlerde hiç oturup izlemedim aslında. Ev ahalisi televizyonun karşısına geçer, pürdikkat takip ederdi lakin ben pek dikkat etmezdim, göz ucuyla bakar geçerdim. Fakat bugün dönüp baktığımda, bir dönem dizisi olması münasebetiyle barındırdığı o naifliğin ne kadar başka, ne kadar eşsiz olduğunu çok daha iyi anlıyorum. […]

Özlem TUNÇ 29 Mayıs 2026
14.2K OKUNMA
4 DK OKUMA

VE ARALARINDA Kİ O İNCE ÇİZGİ

Çalıkuşu dizisini ekranlarda yayınlandığı dönemlerde hiç oturup izlemedim aslında. Ev ahalisi televizyonun karşısına geçer, pürdikkat takip ederdi lakin ben pek dikkat etmezdim, göz ucuyla bakar geçerdim. Fakat bugün dönüp baktığımda, bir dönem dizisi olması münasebetiyle barındırdığı o naifliğin ne kadar başka, ne kadar eşsiz olduğunu çok daha iyi anlıyorum. Modern dünyanın gürültülü hengamesinde tam da hakkını vererek odaklanamadığımız o eski yapımlar, meğer satır aralarında modern insanın elimizden sinsice alınan kocaman bir hazinesini, yani inceliği saklıyormuş.

Geçenlerde dizinin o naif atmosferinden süzülüp gelen, dosta, cana, canana söylenmiş o muazzam söz düştü önüme.

“Yalnız kalmana izin verebilirim lakin yalnız hissetmene asla izin vermem.”

Ne kadar asil ne kadar iyileştirici ve ne kadar derin bir söz değil mi? İnsanın ruhunu sarıp sarmalayan, “Ben buradayım” diyerek şefkatle uzanan görünmez bir elin sıcaklığı var bu cümlede. Yalnız kalmak bir tercihtir, bir ihtiyaçtır, bazen ruhun kendi kabuğuna çekilip dinlenme alanıdır. Ama yalnız hissetmek, işte o kalabalıkların ortasında üşümektir.

Oysa bugün öyle yalnızlaştık ki. Kim nerede, ne acı çekiyor bilmiyoruz. Yanı başımızdakinin sızısından, iç yangınından haberimiz yok. İnsanoğlu doğası gereği toplumsal bir varlık, bizi binlerce yıldır hayatta tutan şey yan yana durabilme ve birbirimizin acısını duyabilme becerimizdi. Ancak bugün, adeta bile bile, isteye isteye yalnızlaştırılmak istenen bir topluma dönüştürüldük.

Bireyselleşme adı altında, insanı insan yapan o kolektif şefkatten koparılıyoruz. Kendi kendine yetmek bir başarı vizyonu gibi pazarlanırken, dayanışma, omzunu bir dosta yaslama ve dert ortaklığı zayıflıkmış gibi algılatılıyor. Yalnızlaştırılan insan ise daha kolay yönetilir, daha kolay tüketir ve en nihayetinde daha kolay kırılır. Çünkü acıyı tek başına göğüslemek zorunda kalan ruh, bir süre sonra hissizleşir.

İşte bu yüzden, o eski dönem dizilerinde kalan naifliğe bugün her zamankinden daha çok ihtiyacımız var. Bir dostun, kalabalıkların gürültüsünü yarıp gelerek,

“Seni kendi köşende, kendi sessizliğinde bırakabilirim, buna saygı duyarım ama orada tek başına mahsur kaldığını hissetmene asla izin vermem” diyebilmesinin güvenine açız.

Bugün vitrin hayatların ötesine geçip kendimize sorma vakti.
En son kime “yalnız hissetmene izin vermeyeceğim” dedik?
 Ya da en son kimin gözünde bu sözün samimiyetini okuduk?

Dünyayı kurtarmaya belki gücümüz yetmez ama bir dostun yalnızlık hissini elinden almaya her zaman gücümüz yeter. Yeter ki o ince sızıyı görecek gözümüz, o naif sözü söyleyecek kalbimiz olsun.

AŞK’la

EDİTÖR

Özlem TUNÇ

"Psikolog | Girişimci | Yazar | İzmir TUMED Gönüllüsü Özlem Tunç, İzmir’de yaşayan deneyimli bir girişimci, psikolog ve yazardır. Psikoloji alanındaki birikimi ve sahadaki sağlık alanında 27 yıllık tecrübesi; onu toplumsal mücadele gerektiren konularda aktif sorumluluk almaya yönlendirmiştir. İnsan hakları, kadın güçlenmesi, bağımlılıkla mücadele ve etik sağlık hizmetleri gibi alanlara duyarlılığıyla tanınan Özlem, TUMED çatısı altında toplumsal etki yaratmayı amaçlayan çalışmalara katkı sunmaya devam etmektedir."

Yorumlar

İlk yorumu siz yapın!

Yorum Yap