
NARSİST MAĞDURLARI
Günümüz de sosyal medya etkisi ile narsist kelimesini o kadar çok duyuyoruz ki.
Hayata karşı duruşu biraz özgüvenli insanlara sen narsist demeye başladık toplum olarak.
Oysa narsistik kişilik bozukluğu ciddi patolojik belirtileri olan bir kişilik bozukluğudur. O yüzden her gördüğümüze narsist diyemeyiz ve dememeliyiz de zaten.
Kendilerinin üstün olduğu, başkalarını kendisinden daha değersiz buldukları ve herkesin kendilerine yoğun hayranlık göstermesi gerektiği gibi sorunlu bir zihin yapısına sahiptir.
Narsist kişilik bozukluğu, dünya nüfusunun yaklaşık olarak %6,2’sini etkiler ve kadınlara oranla erkeklerde daha çok görülür.
Narsist kişilik bozukluğu, psikoterapiler ve yaşam tarzı değişiklikleriyle kontrol altına alınabilir bir kişilik bozukluğudur. Ve teşhisi ancak psikiyatrist bir hekim tarafından konulduğunda doğrulanabilir.
Bugün yazım da aslında ele almak istediğim konu Narsisizm değil!
Narsizme maruz bırakılan” Narsist mağdurları”
Eş, anne, baba, kardeş fark etmeksizin çevrenizde narsist bir bireyin ağına düştü iseniz geçmiş olsun. Bunu anlamanız bile çok çok uzun zamanınızı alacaktır.
Eğer böyle bir mağduriyeti anladığınız da bir de kendinize bakın, sizin büyük bir ihtimalle empati yeteneğiniz ve iyi niyetiniz yüksektir. Karşınız da ki kişinin tam da istediği şekilde manipüle edeceği bir empatsınızdır.
Bu süreçte de en yoğun hissedeceğiniz duygu “Kendi kimliğini kaybetme” ya da “bulanıklaşmış kimlik” hissidir.
Kendinize olan güveniniz bir anda kaybolur. Sürekli özür dileme alışkanlığı, başkalarından sürekli onay bekleme, karar verme zorluğu, kendini değersiz hissetme, sosyal izolasyon, yalnızlık hissi ve çevrenizden bu tutumlarınıza karşı sen bu kadar zayıf birimisin böyle birine nasıl tahammül edebiliyorsun gibi eleştiriler alırken. Aslında maruz kaldığınız kişinin çok iyi biri olduğunu çoğu zaman siz savunur hale gelir ve kopmazsınız.
Bu narsist-empat ilişkisinden kopmayı başarsanız dahi, genellikle uzun süreli manipülasyon ve duygusal istismarın izlerini taşırsınız. Bu izler yaralar, kişinin hem psikolojik hem de fiziksel sağlığını etkileyebilir. Bu nedenle sizi bu hale getiren narsist değil de siz terapi almaya başlamak zorunda kalırsınız. Ve oda eş ise yeni ağına yönelirken anne baba ise de daha da baskıcı hal almaya dönecektir.
Narsist mağduru olarak siz de Kendi sınırlarını koruyamama, diğer insanların ihtiyaçlarını sürekli öncelik haline getirme, Kendi isteklerini bastırma, sürekli stres altında hissetme,
Psikosomatik rahatsızlıklar (örn. baş ağrısı, mide ağrısı, fibromiyalji, Kronik yorgunluk, uyku problemleri, tansiyon ) Bağımlı ilişkiler geliştirme eğilimi, empati yeteneğinde aşırı artış, Sürekli suçluluk duygusu, Aşırı eleştiriye duyarlılık, Kendi düşüncelerini ifade etmekten kaçınma Manipülasyona karşı farkındalık geliştirme zorluğu Güvensizlik hissi ve daha birçok durum gelişecektir.
Narsistin eleştirileri sonrası kendini sürekli sorgulama sizi iyice aşağı çekecektir. En çok dikkat etmeniz gereken durum budur eleştirilecek bir yanınız olmasa dahi narsistler eleştirecek bir nokta bulacak ve sizi Mükemmeliyetçilik tuzağına düşüreceklerdir. Siz de bu süreçte sürekli endişe ve korku hali yaşarken aman sorun çıkmasın diye çatışmalardan kaçınma eğilimine girdikçe oda tüm isteklerini sanki siz istiyormuşsunuz gibi yaptıracaktır.
Peki bir narsiste maruz kaldık ise ne yapacağız ?
Araştırmalar gösteriyor ki narsist bir anne ile büyüyen çocuklar tıpkı kadın erkek fark etmeksizin eşlerini de narsistlerden seçiyor. Bu öğrenilmişlik çaresizliktir. Önce bunu iyi ayırt etmeniz gerekiyor.
Sizi, kim nerede ne kadar manipüle ediyor. Yaşam şekliniz sizin istekleriniz ya da ortak yaşam alanlarına mı ait yoksa siz karşınızda ki kişinin isteklerine ait bir yaşam mı sürüyorsunuz.
Sosyal bir hayatınız mutlaka olmalı ve bu sosyal alanlar bireysel de sizin tercihleriniz ile oluşturulmalı. Özgüven özşefkat değerlerinize önem verin. Bu olgular sizi siz yapan değerler. Lakin bu da dozunda olmazsa sizde bir empatken narsiste dönüşmeyin. Ve bu tür bir maruziyet yaşadığınıza inanıyorsanız mutlaka uzman desteği alın sevgili dostlar, yalnız kendinizle kalarak bu yaşanmışlığı atlatmanız zor olacaktır
Varmış gibi olanlarla değil, gerçekten yanınızda olanlarla yürüyün hayat denilen uzun yolunuzu.
Yol uzun ve yarenlik edenler bu hayatı yaşanılır kılan.
Ne demiş eskiler “Evvel refîk ba’del-tarîk”
Yani önce yoldaş, sonra yol.
Nereye gittiğinden çok, kiminle gittiğin. inanın Yoldaşınız varsa, yol yorsa da güzeldir.
AŞK’LA KALIN
Psikolog / Yazar
Özlem TUNÇ