İzmir Tumed Haber Son Dakika
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Brezilya’nın Rio de Janeiro kentinde düzenlenen 17. BRICS Liderler Zirvesi kapsamında “Çok Taraflılığın Güçlendirilmesi, Ekonomik ve Mali Meseleler ile Yapay Zeka” oturumuna katılarak konuşma yaptı.
Dışişleri Bakanlığı kaynaklarından edinilen bilgiye göre, Fidan, dün Brezilya’nın ev sahipliğinde Rio de Janeiro kentinde düzenlenen 17. BRICS Liderler Zirvesi kapsamında düzenlenen “Çok Taraflılığın Güçlendirilmesi, Ekonomik-Mali Meseleler ve Yapay Zeka” başlıklı oturumda konuştu.
Fidan, çok taraflılıktan geri adım atmanın göze alabilecekleri bir seçenek olmadığını söyleyerek, bunun uzun süredir ilerlemenin itici gücü olduğunu; sivil havacılıktan halk sağlığı sistemlerine, adil ticaretten dijital alandaki standartlara kadar günlük yaşamı etkilediğini dile getirdi.
İsrail’in Gazze’de yürüttüğü soykırımın bölgede onlarca yıl boyunca kaydedilen kalkınmayı tersine çevirdiğine dikkati çeken Fidan, “Filistin halkının yaşadığı dram, bugün çok taraflılık üzerine tartışmalarımızın merkezinde yer almaktadır. Bu durum, uluslararası barış ve güvenliği sağlamakla yükümlü kuruluşların meşruiyeti açısından ciddi bir krizdir. İsrail’in saldırganlığı ve yayılmacılığı kontrol altına alınmazsa, sonuçları küresel ölçekte hissedilecektir.” diye konuştu.
Rusya Federasyonu Devlet Başkanı Vladimir Putin de BRICS Liderler Zirvesi’nde yaptığı açıklamalarda şunları söyledi:
“BRICS ülkeleri siyaset ve güvenlik, ekonomi ve finans gibi temel alanlarda, kültürel ve insani temaslarda işbirliğini derinleştirmeye devam ediyor. BRICS, satın alma gücü paritesi açısından G7 gibi bazı diğer birlikleri önemli ölçüde geride bırakıyor. BRICS, yalnızca dünya kara alanının üçte birini ve dünya nüfusunun neredeyse yarısını oluşturmakla kalmayıp, aynı zamanda dünya ekonomisinin yüzde 40’ını oluşturuyor. Küresel Güney ve Doğu ülkelerinden pek çok kişi BRICS ile benzer düşünceye sahiptir. Bu kişiler birlik içinde gelişen açık ortaklık ve işbirliği kültüründen, karşılıklı saygıdan etkileniyor.”
Amerikan Başkanı Donald Trump ise, BRICS ülkelerine yüzde 10 ek gümrük vergisi uygulayacağını açıkladı. Trump ayrıca “Doların hegemonyasına karşı adım atmak savaş gibidir. Dolar hakimiyetini kaybedersek savaş kaybetmiş gibi oluruz. İsteyen denesin” diyerek tehditte bulundu.
BRICS’in Brezilya’da düzenlenen 17. Liderler Zirvesi’ni, zirveden çıkan sonucu, bildiride değinilen konuları, Trump’ın BRICS tehdidini ve Trump’ın Orta Asya hamlelerini, Kütahya Dumlupınar Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Anabilim Dalı’ndan Dr. Barış Adıbelli ile konuştuk.
‘Amerikan başkanları bu yıla kadar BRICS’i ciddiye almıyordu’
BRICS’in Rio’daki Liderler Zirvesi’ni yorumlayan Dr. Adıbelli, bu seneye kadar Amerikan başkanlarının BRICS’i ciddiye almadığını ancak BRICS’in geldiği konum itibarıyla Trump’ı rahatsız ettiğini söyledi:
‘Trump aslında BRICS ülkelerini değil BRICS’e ilgi duyan ABD dostu ülkeleri tehdit etti’
Dr. Barış Adıbelli’ye göre Amerikan Başkanı Donald Trump’ın BRICS tehditleri, doğrudan BRICS’in kurucu ülkelerini değil, daha ziyade BRICS’e ilgi duyan ABD dostu ülkeleri kapsıyordu:
‘Afganistan ve Pakistan hattında önemli gelişmeler olacak’
Afganistan’ın yakın gelecekte tekrar önemli bir jeopolitik ilgi odağı olacağı değerlendirmesinde bulunan Dr. Adıbelli, Rusya’nın Afganistan’ı tanımasının arka planında, Trump’ın bölgeye geri dönüş planına karşı önlem alma isteğinin yattığını söyleedi:
‘Çin, Küresel Güney ülkelerine ABD tehditlerinden korkmamasını söyledi’
Çin’in Küresel Güney’e yaptığı “ABD tehditlerine boyun eğmeyin” çağrısına vurgu yapan Dr. Barış Adıbelli, BRICS bildirisinin ABD ve İsrail saldırganlığını kınadığını da sözlerine ekledi:
“Lula da Silva, ‘Dünya bir kral, bir imparator istemiyor’ dedi. Burada BRICS’in doğru yolda olduğunu görüyoruz. Ama bu zirvede zaten Putin yok belirli nedenlerden dolayı. Şi Çinping yok. Pezeşkiyan yok. Ama muazzam bir bildiri var. Büyük bir manifesto gibi bir bildiri var. BRICS büyük bir platform. Resmi kurumları yok. G7 gibi iktisadi, ticari ve finansal konularda tavsiyeler veren ve sorunları dile getiren bir platformdu BRICS. Ama bugün bakıyoruz ki muazzam bir siyasi ve diplomatik bir bildiri yayınlıyorlar. İsrail-İran ve İsrail-Filistin konularında herhalde İslam İşbirliği Teşkilatı’nın açıklamasıyla yarışır derecede bir BRICS bildirisi var. Bu bildirinin altına imza atan ülkeler çok önemli. Rusya ve Çin var, BM Güvenlik Konseyi’nin iki daimi üyeleri. Hindistan var, Hindistan’ın İsrail ile stratejik ortaklığını biliyoruz. Öbür tarafta İran, BAE, Mısır var. Bu bildiri önemli bir tespit yapıyor Gazze meselesinde. Cesur ve meydan okuyucu. İsrail ve ABD’ye bu konuda meydan okuyorlar. İran meselesi de vardı. BRICS’e ‘Neden İsrail’e yönelik tehditler eleştirilmeden doğrudan İsrail ve Amerikan saldırıları kınandı’ şeklinde İsrail kaynakları eleştiride bulundu.
Uluslararası güvenliğe ilişkin tespitler var. Yüz yıldır yaşanan değişimlerden bahsediliyor ve yaptırımların silah olarak kullanılmasına karşı olduklarını belirtiyorlar. Amerika’yı kastediyorlar. Hiçbir BMGK kararı olmadan, yaptırımların bireysel uygulanmasına karşı çıkılıyor. ‘BM çalışmıyor’ deniliyor. Uluslararası hukukun ihlal edildiği söyleniyor. Yani BRICS, güçlü bir uluslararası hukuk ve BM’nin güçlendirilerek devletler üstü bir otoritenin kurulmasını istiyor. Adalet, hukuk ve eşitlik kavramlarına vurgu yapılıyor. Amerika gibi hegemonik ihtiraslarla yapılan tek taraflı yaptırımlara karşı çıkıyorlar. Yeni bir düzenin yapı taşları olarak ortaya çıkıyor bu. Putin’in de bir açıklaması var. ‘Liberal düzen bitti’ dedi. Bunu ilan etti. Dolayısıyla bunun üstünde çok durmaya gerek yok. Yaşanan tüm olumsuzluklar bu yüzden yaşanıyor. Putin ayrıca ‘BRICS üçüncü taraflara karşı kurulmuş bir yapı değildir’ diyor. Ayrıca, ‘ulusal paralarla ticaret dönemindeyiz’ diyor. Trump ne dedi? ‘Amerikan dolarının hakimiyetine yönelik adım atarsanız pişman olursunuz’ demişti. Çin’den de Çin Başbakanı katıldı. Onlar da bildirinin ana hatlarını söyledi. Küresel güvenlikle ilgili endişelerini dile getirdiler. Ayrıca Çin, Küresel Güney ülkelerine çağrıda bulundu: ‘Bağımsızlığınızı savunun. Özgüvenli bir duruş sergileyin’. Çin’in böyle bir çağrıda bulunması çok önemli. Küresel Güney’e diyor ki bağımsız olun, kendinize güvenin, emperyalizmin karşısında durun. İlk kez böyle güçlü bir çağrı görüyoruz. Kuzey Koreliler buna Juche der. Mao da ‘kendi ayakları üstünde durma stratejisi’ olarak tanımladı bunu. Şimdi Çin, Küresel Güney’e ‘Korkmayın, Amerikan tehditlerinden korkmayın ve özgüvenli olun’ diyor. Herkes eteğindeki taşı döktü.”
‘Trump’ın hedefi Pasifik değil Orta Asya ve Hazar Havzası’
Dr. Barış Adıbelli’ye göre Hindistan Başbakanı Modi’nin BRICS bildirisine imza atması, jeopolitik yönelimler hakkında önemli bilgiler veriyor. ABD Başkanı Trump’ın da Hindistan’a tepkili olduğunu belirten Adıbelli, Pakistan Genelkurmay Başkanı ile Trump arasındaki buluşmanın da bu eksende gerçekleştiğini vurguladı. Adıbelli’nin değerlendirmesine göre Trump, Çin karşıtı hamlelerini Pasifik yerine Orta Asya ve Hazar coğrafyasında atmayı planlıyor:
“Ben, bu BRICS bildirisinin bir manifesto ve yol haritası olduğunu düşünüyorum. Uluslararası sorunlara önemli vurgular var. Ayrıca Hindistan tüm bunların altına imza attı. Hindistan önemli bir mesele. Modi farklı bir strateji izliyor. Ne ABD’ye ne Çin-Rusya’ya tamamen yanaşıyor; üçüncü alternatif olmaya çalışıyor. Eskinin değimiyle üçüncü dünyanın, bugünkü söylemle Küresel Güney’in lideri olmak istiyor. Modi, Küresel Güney’in lideri olmak istiyor. Hindistan doğruca üçüncü dünyanın içinden geliyor. Dışarıdan Hindistan büyük bir güç gibi görünse de içeride üçüncü dünyadan bir farkı yok. Halk yoksulluk içinde. Modi’nin böyle bir hayali var. Ancak politikadaki bu oynaklık, Trump’ın hiç hoşuna gitmiyor. Biden, Asya-Pasifik meselesi yüzünden sabır gösterdi. Ancak Trump’ın şu anda bir Asya-Pasifik derdi yok. Trump’ın öyle bir derdi olsa Güney Kore ve Japonya’ya ek gümrük vergileri getirmezdi. Artık o şeylere Trump’ın pek önem verdiğini görmüyorum.
QUAD bir şeyler diyebilir. Bakanlar ve Pentagon da rutin işlerini sürdürür. Trump’ın önceliği Avrasya enerji merkezleri, kaynakları ve hatları. Körfez’deki enerji. ABD’nin petrol-doğalgaz hakimiyetinin devamı. Kızıldeniz, Aden Körfezi, Basra Körfezi ve Hürmüz Boğazı’nda deniz hakimiyetinin devamı. Dahası da var: İran, Azerbaycan, Hazar havzası ve Orta Asya enerji kaynakları. Trump, tüm buralarda Amerikan hakimiyetini kurmak istiyor. Trump’ın ikinci dönemi Asya-Pasifik merkezli değil tamamen Avrasya ve Batı Asya merkezli olacak. Türkiye burada merkezi bir rol oynayacak. Türk Devletleri Teşkilatı merkezi bir rol oynayacak. Son günlerde ortaya çıkan Rusya-Azerbaycan gerginliğine dikkat edelim. ABD’nin burada en çok yanına almak isteyeceği ülke Azerbacan. Eğer Hazar Havzası’na ve Orta Asya’ya atlamak istiyorlarsa, Batı’ya en yakın olan, Batı standartlarında en iyi orduya sahip olan ve enerji kaynaklarına da sahip olan ülke Azerbaycan. Azerbaycan’ın Rusya ile olan son dönemdeki ilişkilerine bakılırsa, bu ilişkilerin de böyle bir yapılanmaya engel olacağını düşünebilirsiniz.
Buraya soru işareti koyarım. Ama bu yarın Azerbaycan ve İran arasında da yapılabilir. Azerbaycan çok dikkatli hareket etmeli. Azerbaycan, Afganistan ve Pakistan hattına dikkat edelim. Afganistan-Pakistan hattına çok dikkat çekmiştim. Nihayetinde Pakistan-Hindistan çatışması patlak verdi. Daha büyük bir savaş patlak verecek. Bu seferki savaşta ABD, Hindistan’ın yanında durmayacak. Bunda Trump, Hindistan’ın yanında durmadı. Modi yönetimi inanılmaz öfkeli. G7 zirvesinden gelirken Asım Münir’in Washington’da olduğunu duydu Modi ve uçağın Washington’a inmesini istemedi. Çünkü Trump ile randevusu vardı fakat randevu iptal edildi. Niye? Çünkü Modi tepkiliydi. Trump, Pakistan Genelkurmay Başkanı’na ‘Çok büyük bir generalsiniz. İki ülke arasında savaşı engelledim’ dedi. Asım Münir de ‘Nobel Barış Ödülü’ne adaysınız’ dedi. Pakistan’ı da anlayamıyorum. Pakistan önceki döneminde ABD tarafından ‘teröre destek veren ülkeler’ listesine alındı ve Amerikan yardımı kesildi. Pakistan ordusu ayrı, Şahbaz Şerif ayrı bir politika izliyor. Şahbaz Şerif, İsrail’i tehdit edip İran’a destek veriyor. Asım Münir gidip Trump’la İran politikasını görüşüyor. Pakistan’ı kim yönetiyor? Asıl soru bu.”
‘Soykırımla aranan Netanyahu gitti Trump’ı Nobel Barış Ödülü’ne aday gösterdi’
BRICS bildirisinde BM’yi yöneten Batılı elitlere yönelik tepki gösterildiğini kaydeden Dr. Adıbelli, bunun bir yansımasının Beyaz Saray’da yaşandığına dikkat çekti. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun soykırımla yargılanırken ABD Başkanı Donald Trump’ı Nobel Barış Ödülü’ne aday göstermesine değinen Adıbelli, şunları söyledi: