
ilk olarak bir DEHB Li yani DİKKAT EKSİKLİĞİ HİPERAKTİVİTE BOZUKLUĞU olan bir psikoloğun cümlesi ile başlayalım. Yani benim 😊
Ben yetişkin bir DEHB liyim. Otizm değerlerim de yüksektir.
“DEHB ilaçsız tedaviler de psikolog olarak çok denemelerim var.
Başarılıyım da lakin, dopamin eksikliğinin vücudum da yaptığı halsizlik çok yüksek.
Toplumdan soyutlanmama neden oluyor.
Hiperaktivitem ortaya çıktığın da dayanılmaz bir konuşma serim başlıyor.
odaklanma sorunum başladığın da: aynı anda birçok işe yönelip hiçbirini yapamıyorum.
Lakin dürtüselliğim çıkınca ortaya eyvahlar olsun
he bir de HİPERFOCUSUM var. İşte beni ne kadar başarılısın dediğiniz yönleri orası ortaya çıkıyor. Hiperfocuslandığım da ise konu tamamlanmadan ne uyur ne yer ne de içerim “
o iş bitecek arkadaş …
DEHB bir hastalık değil, bozukluktur önce onu belirtelim. DSM 5 de ve literatür de de bu durum bozukluk olarak belirtilir. Doğuştan gelir. Yetişkinlikte de de devam eder. Ve yüksek oranlar da genetiktir.
Dopamin Eksikliği: Modern Toplumun Sessiz Savaşçısı
Tıbbi terimlere boğmadan sizi bu konunun birkaç durumuna değinmek istiyorum. Şu an Z kuşağı büyüdü ve bu kuşak yüksek oranda sahipken bu bozukluğa;
ardından gelen Alfa kuşağı daha da artışla DEHB li geliyor dünyaya.
ben otoritesi yüksek ebeveynleri, annesi DEHB li , babası memur iki abisi olan en son çocuk olarak kız ve küçük yaştan kronik rahatsızlıkları olan çocuk olduğum için, kontrolü yüksek tutulan bir DEHB’liyim.
lakin otorite kararında ise mutlak zafer getirdiğine inandığım konu maalesef günümüz de kalmadığı için yeni kuşaklar savruk olarak yetişiyor. (bireysel düşüncem)
peki bu çocuklar sonrasında ne olacak ?
Kontrollü ve uzman yardımı alınmayan Dehb’ li özellikle erkek çocuklarında dürtüsellik oranı yüksek ise ;
Hırçın, bağımsız, motivasyonsuz ve en önemlisi de MADDE, ALKOL, KUMAR, TEKNOLOJİ BAĞIMLILIĞINA YATKIN bir ordu yetişecek.
Ve şu an da toplumsal gerçeklik bu oran günden güne artış gösteriyor.
Peki anne babalar ne mi yapacak?
Çocuklarınızı gözlemleyin. Öğretmenleri ile irtibatı kesmeyin, okul, aile, sosyal hayatların da ki davranış biçimlerini en iyi anne ve babalar takip etmelidir. “Hani durmuyor arkadaş yerinde durmuyor. Kurt var sanki için de. Oğlum dur. Kızım yapma”
diye sürekli uyardığımız çocuklarımız büyüyorsa
Öncelikle sınıf öğretmenleri, sonrasında rehberlik öğretmenleri, ardından pedagog ve/veya bir çocuk psikiyatristinden destek alın. Ve uzun süreli takibi elden bırakmayın.
Komşunuza sormayın “ne yapacağım bu çocukla” diye.
annemin otoritesi, babamın şefkati ve önderliği beni hayattan koparmayan. hiç bir çocuk da genç de kopmasın kontrolü sağlanabilen bir şeye sahipken.
Siz Dehb’li çocuğunuzun elinden tutarsanız DAHİ olabilir
tutmazsanız (tamamlamak istemiyorum.)
Bu özellikleriyle DEHB li çocuğunuz
Robin Williams kadar eğlenceli, Michael Jordan kadar yetenekli, Einstein kadar dahi,
Graham Bell kadar yaratıcı, Picasso kadar sıra dışı, Walt Disney kadar öncü yapabilir.
UNUTMAYIN BU BİR HASTALIK DEĞİL BOZUKLUKTUR
Son olarak anne ve babama sabırları için sonsuz teşekkürler…
Sevgiyle ve aşkla kalın
Psikolog / Yazar
Özlem TUNÇ
Sayın Özlem hanım çok değerli bilgiler için çok teşekkür ederim size gerçekten günümüzde hepimizde olan toplumsal bir konuya değinmişsiniz. Diliyorum ki bu bilgilendirici yazılarınız devam etsin . Emeğinize sağlık