TUMEDHABER İZMİR'İN GÜÇLÜ SESİ
HABERLER Gündem Şahika Ercümen müsilajlı Marmara Denizi’ne daldı: Suyun altı can çekişiyor
Gündem

Şahika Ercümen müsilajlı Marmara Denizi’ne daldı: Suyun altı can çekişiyor

Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) Türkiye "Sudaki Yaşam Savunucusu" olan Ercümen'in Marmara Denizi'ndeki farkındalık dalışlarına, müsilaj konusunda araştırmalar yapan Bandırma Onyedi Eylül Üniversitesi Denizcilik Fakültesi Öğretim Üyesi ...

Şafak Ö. 28 Mayıs 2025
14.2K OKUNMA
4 DK OKUMA

Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) Türkiye “Sudaki Yaşam Savunucusu” olan Ercümen’in Marmara Denizi’ndeki farkındalık dalışlarına, müsilaj konusunda araştırmalar yapan Bandırma Onyedi Eylül Üniversitesi Denizcilik Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mustafa Sarı ve Erdek Dalış Kulübü Eğitmeni Osman Benli eşlik etti. O anlar görüntülendi.

Dalışlarda, Marmara Denizi’nde görülen müsilajın son günlerde 3 metrelere kadar ulaştığı gözlemlendi.

‘SUYUN ALTI VE DENİZLERİMİZ CAN ÇEKİŞİYOR’

Müsilajın en yoğun göründüğü yerlerden biri olan Güney Marmara’da dalış yapan Şahika Ercümen, ilk defa müsilaj ile bu kadar yakın temasta bulunduğunu söyledi.

Ercümen, “Çok enteresan bir dokusu var. Kaygan, sabun köpüğü gibi… Deniz salyası gibi de adlandırabiliriz belki ama ondan kurtulmak çok mümkün değil. Yani elimle temizlemeye çalıştıkça onlar daha çok ve tekrar bir araya geliyor sanki yok etmesi mümkün olmayan bir organizma gibi suyun içinde ve tüm canlılığın üzerini kaplamış durumda. Suyun altı ve denizlerimiz can çekişiyor ve boğuluyor aslında” ifadelerini kullandı.

Bunun sadece çevresel ve görsel değil pek çok zararı olacağını vurgulayan Ercümen, “Umarım çok acil bir şekilde eylem planlarını uygulayıp denizimizi kurtarabiliriz” dedi.

Ercümen, müsilaja dikkati çekmek için gerçekleştirdikleri dalışın kendisi için çok enteresan olduğunu belirterek, şunları aktardı:

‘TÜM DENİZ CANLILARININ ÜZERİ SARILMIŞ’

Suyun altının müsilajdan daha çok etkilendiğine dikkati çeken Ercümen, şunları söyledi:

“Resmen bir şehri sanki böyle hayalet bulutların sardığını düşünün. Suyun altı da aynen bu şekilde. Bu sadece görüntü olarak değil, tüm deniz canlarının da üzeri sarılmış, onların tüm yaşam fonksiyonlarını da bastırmış durumda. Böyle giderse denizler bundan sonra işlevini yerine getiremeyecek, bunun da turizme, ekonomiye zararları olacak. Bu sadece yönetimlerin çözebileceği bir konu değil.”

Ercümen, herkese büyük görevler düştüğünü ifade ederek, lavaboya dökülen yağın bile binlerce litre suyu kirletebildiğini kaydetti.

Yapılması gereken çok şey olduğunu vurgulayan Ercümen, ifadelerini kullandı.

‘DENİZİN ALTI 30 METREYE KADAR ÖRÜLMÜŞ DURUMDA’

Bandırma Onyedi Eylül Üniversitesi Denizcilik Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mustafa Sarı, Marmara Denizi’nde yaptıkları dalışa işaret ederek, “Yeni bir dalış yaptık, ne için yaptık? 23 Ekim’den beri yoğun şekilde müsilaj var. 23 Ekim’de Erdek’te başladı ve sonra İstanbul kıyılarına yayıldı. Bilhassa 45 günde bütün Marmara’ya yayıldı. Yüzeyden itibaren 30 metre derinliğe kadar örümcek ağı gibi Marmara Denizi’nin altı örülmüş durumda” diye konuştu.

Sarı, müsilajın üç temel tetikleyicisi olduğunu vurgulayarak, şunları kaydetti:

‘NE KADAR KÖTÜLÜK VARSA HEPSİNİ YAPMIŞIZ’

Üçüncü nedenin ise Marmara Denizi’nin orijinal yapısı olduğuna dikkati çeken Sarı, Marmara Denizi’ni doğuştan astımlı bir çocuğa benzeterek, şunları anlattı:

“Kocaman bir deniz ama sadece büyük denizlere İstanbul Boğazı ve Çanakkale Boğazı ile bağlı. Bu yüzden Karadeniz’in suları üstten kuzeyden güneye doğru Akdeniz’e, Akdeniz’in suları alttan Karadeniz’e doğru akıyor. Bu iki su tabakasını birbirinden ayıran bir geçiş tabakası var. Bu geçiş tabakası dikey karışımları sınırlandırıyor. Bu da Marmara Denizi’ni çok hassas bir hale getiriyor. Bir astımlı çocuğunuz olsa onu talaşlı işler yapan marangoza çırak olarak verir misiniz? Çırak olarak verecekseniz bir saatçinin yanına verebilirsiniz daha temiz ortamlarda çalışması için. Marmara Denizi’ni pamuklara sarıp korumamız gerekirken ne yapmışız? Ne kadar kötülük varsa hepsini yapmışız. Sonuç, bu üçlü tetikleyici devrede.”

Felaket boyutunda bir müsilajla karşı karşıya olduklarının altını çizen Sarı, müsilaj yüzeye çıkmadan varlığının kabul edilmediğini, görülenlerin yok sayıldığını dile getirdi.

Prof. Dr. Sarı, şöyle devam etti:

“O güzelim denizin altına daldım. 3 metreden itibaren 25 metreye kadar bulut kümeleri halinde müsilaj var aşağıda ve bu müsilaj dibe çöküyor. Dipteki pinaları öldürüyor. Dipteki süngerleri öldürüyor. Mercanları öldürüyor. Süngeri yemiyorsunuz belki ama süngerler suyu filtre ediyorlar. Pinalar öldü, şu anda bu dalışım esnasında müsilajın yüzeyini kaplaması yüzünden ölen pinalara rast geldim. Bir tane pina saatte 6 litre deniz suyunu filtre ediyor. Pina, benim arıtmadan denize gönderdiğim, kirletip temizlemediğim suyu arıtıyor. Ama benim yanlış davranışım, denizle kurduğum yanlış ilişki yüzünden pinalar da ölüyor.”

‘ACİLEN HAREKETE GEÇMELİYİZ’

Prof. Dr. Sarı, “Marmara Denizi ekosistemi eğer yeniden toparlanacaksa, restore olacaksa, ıslah olacak iyileşecekse, kurtaracaksak Marmara’yı, en büyük yardımcımız pina” dedi.

Müsilajın şimdi de onları öldürdüğünü kaydeden Sarı, “Deniz çayırlarının üzerini kaplıyor. Deniz çayırının bir metrekaresi günde 10 litreden fazla oksijen üretiyor. Yani iki nefes alıyorsak bir tanesi denizden geliyor. Şimdi onların üzerini battaniye gibi örttüğü için onlar fotosentez yapamıyor. Bize oksijen üretemiyor. Bu yüzden Marmara Denizi derinlerinde yaşanan müsilajla ilgili çok büyük kayıplarımız var. Lakin illa yüzeye çıkmasını bekliyorsak üzgünüm ama gidişat onu gösteriyor. Yakın zamanda komple Marmara’nın yüzeyinde farklı yerlerde müsilajı yeniden göreceğiz.” diye konuştu.

Sarı, 6 aydır balıkçıların müsilaj yüzünden çalışamadıklarını ve zarar ettiklerini belirterek, sözlerini şöyle tamamladı:

“Yüzeye çıktığında turizmden zarar etmeye başlayacağız. Ekolojik kayıplarımız sınırsızdı şimdi buna bir de ekonomik kayıplarımız eklenecek. Çok hızlı hareket etmemiz lazım. Acilen yapmamız gereken siyaset üstü davranarak tüm yerel yönetimler, merkezi yönetim, özel sektör bir araya gelmeliyiz. Bir masanın etrafında toplanmalı Marmara Denizi’ni kurtarmak için acilen harekete geçmeliyiz.”

EDİTÖR

Şafak Ö.

""

SIRADAKİ HABER

Maaşlara zam resmen açıklandı: Yüzde 85 artırıldı

OKUMAYA DEVAM ET

Yorumlar

İlk yorumu siz yapın!

Yorum Yap