TUMEDHABER İZMİR'İN GÜÇLÜ SESİ
HABERLER Özel Haber Bağımlılık Nedir?
Özel Haber

Bağımlılık Nedir?

İpek Nezir – İzmir TUMED Gönüllüsü Bir gece yarısı şehrin ışıkları altında yürürken bazı yüzlerin unutulduğunu düşünmek kolaydır. İnsanlar hepsi aynı anda aynı şeyleri aramaya başlamış gibi görünür—bir güvenlik duygusu bir kaçış bir ritim. Ama bağımlılık sadece bir seçim meselesi değildir. Bağımlılık beyindeki kimyayı duyguların hızını ve toplumsal dokuyu birden bire değiştirir. Kısaca tanımlarsak Bağımlılık […]

Özlem TUNÇ 22 Ağustos 2025
14.2K OKUNMA
4 DK OKUMA

İpek Nezir – İzmir TUMED Gönüllüsü

Bir gece yarısı şehrin ışıkları altında yürürken bazı yüzlerin unutulduğunu düşünmek kolaydır. İnsanlar hepsi aynı anda aynı şeyleri aramaya başlamış gibi görünür—bir güvenlik duygusu bir kaçış bir ritim. Ama bağımlılık sadece bir seçim meselesi değildir. Bağımlılık beyindeki kimyayı duyguların hızını ve toplumsal dokuyu birden bire değiştirir. Kısaca tanımlarsak Bağımlılık bir maddeye ya da davranışa karşı yeniden ve yeniden yönelen zarar görme pahasına dahi o şeye ihtiyaç duymaya devam etme durumu. Ancak bu basit tanım insanların yaşamlarını hikayelerini ya da umutlarını küçümsemez bağımlılık, insanı insan yapan karmaşık bir labirenttir.

Bağımlılık bir eksiklik veya zayıflık değildir. Bazen en güçlü insanlar da düşebilir. Genelde ise bağımlılık kronik bir hastalık gibi işler yaşanan fiziksel değişimlerle ödül merkezlerimizin nasıl çalıştığını bozar korkularımızı acılarımızı ve sosyal bağlarımızı yeniden şekillendirir. Neden mi bu kadar sert bir tanım? Çünkü toplumlar çoğu zaman bağımlılığı bir kişisel zaaf olarak damgalar oysa gerçek şu ki, bağımlılık biyolojiyi psikolojiyi ve sosyoekonomiyi kapsayan bir tabloya sahiptir Beyin bir zamanlar güvenli gördüğümüz bir mücadeleye karşı amansız bir yenilgiyle karşılaştığında geri adım atmak kolay değildir. Öyleyse, bağımlılıkla mücadele edenleri tek bir kalıba sokmak onların yaşadığı karmaşık süreci yok saymaktır.
Bir yandan bağımlılığın oluşumunda biyoloji önemli bir rol oynar. Nörobiyoloji, ödül ve öğrenme yollarını yeniden düzenler. Bir anda beklenmedik bir rahatlama veren bir kimyasalın etkisi beynin “özgürlük ve mutluluk” programını aşırılıklarla çalıştırır. Bu, “istek ile kontrol arasındaki ince çizgi”nin hızla bulanıklaştığı bir süreçtir. Öte yandan, çocukluk travmaları, duygusal sıkıntılar, yalnızlık, işsizlik veya güvenli olmayan ev ortamları gibi sosyal etkenler, bağımlılığa yol açan çetrefilli bir zemin hazırlar. Yani bağımlılık, yalnızca bireyin iradesizliği değildir çevrenin ve yaşam koşullarının da katılımıyla şekillenen bir hastalıktır.
Toplumsal bakış açısı da bağımlılığın üzerinde dalga dalga etkiler yaratır Eskiden “ayar olmaktan çıkmak” olarak görülen insanlar bugün daha iyi anlaşılıyorlar fakat hala stigmaya karşı mücadele sürüyor. Stigma, tedaviye ulaşımı engeller, arayıp sormayı korkutur ve geri çekilmenin nedenlerini güçlendirir. Oysa gerçek güç, yardım istemekte hatalarıyla yüzleşebilmekte ve değişime cesaret edebilmektedir. İnsanların bağımlılıkla olan yolculuklarını küçümsememek gerekir onların toprağa düşüp yeniden kalkabileceklerini, destekle büyüyebileceklerini unutmamak gerekir.
Bir köşe yazısının görevi, iz bırakmaktır. Bağımlılık konusunda da bir köşe yazısının yapması gereken, merak uyandırmak ve umut aşılamaktır. Umut, bağımlılıkla mücadelede en yalnız hissettiğiniz anda yanınızda olan bir ses değildir sadece aynı zamanda bir topluluğun bir sistemin, bir toplumun olduğunu hatırlatan bir işarettir. Çünkü bağımlılık ne tek başına bir bireyin problemi ne de sadece bir sağlık sorunudur bu, toplumun her adımında yankılanan bir bozulmanın işareti olabilir. Ama umut bu bozulmayı telafi etmenin yolunu da gösterebilir erken müdahale, bilgilendirme tedaviye erişim, hassas ve kapsayıcı politikalar ailelerin ve arkadaşların destekleyici desteği iş ve sosyal entegrasyon olanakları.
Tedaviye erişim her zaman kolay değildir. Ancak “nasıl daha iyi yardımcı olunur?” sorusu bağımlılığın düşmanı olmaktansa yakın çevrenin güç kaynağına dönüşmenin anahtarıdır. İnsanlara dinlemek yargılamadan yaklaşmak, onların ihtiyaçlarına cevap veren tedavi seçeneklerini sunmak bu bir toplumun sorumluluğudur. Tedaviler çeşitlidir tıbbi müdahaleler, psikolojik destek, grup terapileri, kişiye özel planlar. Toplum olarak, madde kullanımıyla ilişkili zararları azaltacak güvenli alanlar yaratacak ve rehabilitasyonu toplumsal norm haline getirecek adımlar atmalıyız. Çünkü bağımlılık yalnızca tüketilen maddeyle veya belirli bir davranışla sınırlı değildir yaşam kalitesiyle, sağlıklı ilişkilerle ve umutla da ölçülür.
Yazım aynı zamanda bir çağrıdır. Bu çağrı şu anda bağımlılıkla mücadele edenlere “biz buradayız” mesajını verir: siz değilsiniz bu durum değil. Söz konusu olan güvenli bir tedavi ve destek zincirinin kurulmasıdır. Aileler, arkadaşlar iş arkadaşları sağlık hizmetleri, sivil toplum kuruluşları ve devlet kurumları birlikte çalıştığında değişim mümkün olur. İnsanlar bağımlılıktan nasıl kurtulduğunu, hayatını nasıl yenilediğini gördükçe, bu değişimin gerçek olabileceğini anlarlar.
Son olarak bağımlılık değişiminin kişisel bir hikaye olduğunun altını çizmek isterim.. Her biri farklı bir yol izler bazısı için erken müdahale bazısı için uzun ve sarsıcı bir iyileşme süreci gerekir. Bazen bir an bazen yıllar alır. Ama her hikayede dayanışma ve insani yaklaşım, iyileşmenin en büyük güçüdür. Şunu asla unutmamalıyız bağımlılık birinin karakterinin sınavı değildir o kişinin yaşam koşullarının, biyolojisinin ve psikolojisinin bir kombinasyonudur. Ve bu kombinasyonu değiştirmek sevgiyle bilgiyle ve kararlı bir toplumla mümkündür.

Bu köşe yazısı, bağımlılığa dair yükleri hafifletmek için bir çağrıdır herkesin her koşulda yardım istemeye ve destek bulmaya hakkı vardır. Destekleyici bir toplum, bağımlılığa karşı değil, bağımlılıkla yaşayan insanlara karşı sorumluluğunu yerine getirir. Umut en karanlık anlarda bile bir kapı araladığında insanlar yeniden nefes alabilirler. Ve belki de en önemlisi bağımlılık bir köprü değil bir yolculuktur. Yolculuk boyunca birbirimize güvenelim, dinleyelim ve birlikte hareket edelim. Çünkü hummalı bir mücadelede değil dayanışmanın gücünde kurtuluş saklıdır

Teşekkür ve Gönüllülüğün Önemi
Bu değerli satırları bizlerle paylaşan İzmir TUMED gönüllümüz İpek Nezir’e teşekkür ediyoruz.

Gönüllülük, yalnızca zaman ayırmak değil; toplumsal sorunlara çözüm ararken kalbin de elini taşın altına koymasıdır. Her gönüllü, toplumun en zor anlarında umut ışığı yakar.

Bizler için gönüllülük, bağımlılıkla mücadelenin en güçlü dayanaklarından biridir.

EDİTÖR

Özlem TUNÇ

"Psikolog | Girişimci | Yazar | İzmir TUMED Gönüllüsü Özlem Tunç, İzmir’de yaşayan deneyimli bir girişimci, psikolog ve yazardır. Psikoloji alanındaki birikimi ve sahadaki sağlık alanında 27 yıllık tecrübesi; onu toplumsal mücadele gerektiren konularda aktif sorumluluk almaya yönlendirmiştir. İnsan hakları, kadın güçlenmesi, bağımlılıkla mücadele ve etik sağlık hizmetleri gibi alanlara duyarlılığıyla tanınan Özlem, TUMED çatısı altında toplumsal etki yaratmayı amaçlayan çalışmalara katkı sunmaya devam etmektedir."

SIRADAKİ HABER

FED’den tarihi sinyal: Powell faiz indirimine kapıyı araladı

OKUMAYA DEVAM ET

Yorumlar

İpek Nezir 22.08.2025 21:25
Hep beraber seferber olup bu uyuşturucuyu temizlemeye and içtik geclerimiz ölmesin

Yorum Yap