
Bu Hıdırellez’de ilk kez bir şey dilemeyeceğim. Ne kâğıda yazacağım, ne gül ağacının dibine bırakacağım, ne de ateşin üstünden atlayacağım. Bu gece ritüel yapmayacağım.
Çünkü artık dilemek değil niyetim. Çünkü bu yıl, başka bir hal içindeyim.
Daha derin, daha sessiz bir yerden bakıyorum hayata.
Bir şey istemek yerine, “ol deyince olur” diyeni hatırlıyorum. Bu yıl sadece duracağım.
Derin bir nefes alıp diyeceğim ki:
“Bundan sonrasını sen bilirsin Rabbim.”
Baharın bu yıl bana hatırlattığı şey umut değil, güven oldu.
O içi titreten, insanı diz çöktüren teslimiyet hali… Dilek değil çünkü bu; daha başka bir hâl.
Öyle olgun, öyle dingin bir kabul ki… Artık ‘olur mu’ demiyorum.
Olursa güzel olur, olmazsa da vardır bir hikmeti diyorum.
Hıdırellez, bolluk ve bereketin gecesi. Ama bu sefer ben dışarıdan değil, içeriden kutluyorum baharı.
El açmadan edilen sessiz bir dua gibi… Gözüm açık ama beklentisiz. Kalbim dolu ama hesap sormadan.
Belki de en güzel dilek, hiçbir şey dilememektir bazen.
insanoğlu olarak dilek dileyemediğimizi biliyoruz “
Allah’ım, ne olursun olsun dediklerimizle sınanmadık mı hep?
En çok istediklerimiz en ağır yükümüz olmadı mı zamanla?
Dualarımızın bazıları kabul olmadı çünkü biz o duaların taşıdığı hayatı taşıyamazdık belki.
İnsan, her şeyi istemekten yoruluyor bir noktada.
Ve işte tam orada, en derin huzur sadece şurada gizli oluyor:
“Olduğu gibi…” demekte.
Çünkü bazı şeylerin oldurmaya çalışmadan da anlamı var.
Bazen bırakmak, en büyük kabul; susmak, en güçlü duadır.
Ve bahar geldi. İçimdeki bahar da… Hıdırellez artık bir ritüel değil, bir hal oldu benim için.
Gül ağacının kökünde değil artık dileğim, kendi kökümde saklı.
Yine de, dileklerim var benim tabi ….
Barış olsun, özgürlük olsun, çocuklar ölmesin, kadınlar şiddete uğramasın…
Bunlar hep olsun, her yıl, her an.
Hıdırellez’in o saf heyecanı ve baharın taze umutlarıyla.
Ama bu yıl, dileklerimi senin ellerine bırakıyorum, Rabbim.
Beni değil, bizi koru… Hepimize umut olsun.
Toprağın, zamanın ve Rabbin bildiği yerde…
Özlem Tunç
“İçine sinen her şey, yerini bulur.”