TUMEDHABER İZMİR'İN GÜÇLÜ SESİ
HABERLER Köşe Yazarları ANLAŞILMA İHTİYACI İNSANIN EN ESKİ YARASI
Köşe Yazarları

ANLAŞILMA İHTİYACI İNSANIN EN ESKİ YARASI

Anlaşılmak… Sevdiği tarafından, ailesi tarafından, toplum tarafından.İnsanın belki de en derin, en sessiz ama en yakıcı ihtiyacı. Şunu baştan açıkça söyleyelim. Anlaşılma ihtiyacı zayıflık değildir.Ama anlaşılmadan yaşayamamak, işte orada durup düşünmek gerekir. Peki neden bu kadar onaya muhtaç yaşıyoruz?Bireysek, hayat bizimse, neden birilerinin “tamam” demesine bu kadar ihtiyaç duyuyoruz? Bu yükü kim yükledi sırtımıza? Cevap […]

Özlem TUNÇ 6 Ocak 2026
14.2K OKUNMA
4 DK OKUMA

Anlaşılmak… Sevdiği tarafından, ailesi tarafından, toplum tarafından.
İnsanın belki de en derin, en sessiz ama en yakıcı ihtiyacı.

Şunu baştan açıkça söyleyelim. Anlaşılma ihtiyacı zayıflık değildir.
Ama anlaşılmadan yaşayamamak, işte orada durup düşünmek gerekir.

Peki neden bu kadar onaya muhtaç yaşıyoruz?
Bireysek, hayat bizimse, neden birilerinin “tamam” demesine bu kadar ihtiyaç duyuyoruz?

Bu yükü kim yükledi sırtımıza? Cevap tek bir yerden gelmiyor.
Psikoloji anlatıyor, sosyoloji tamamlıyor. Biri bireyin içini okur, diğeri o bireyin neden böyle şekillendiğini söyler. Dirsek dirseğe çalışmaları boşuna değil. Bir sonraki okulumda bu olmalı o da ayrı konu tabi…

Beynin Diliyle Başlayalım Anlaşılmak Hayatta Kalma Meselesiydi

İnsan zihni yalnızca düşünen bir mekanizma değildir;
aynı zamanda hayatta kalmak için bağ kurmak zorunda olan bir sistemdir. AMİGDALA burada kayda başlar.
(Amigdala: beynin duyguları ve özellikle tehdit–güven algısını işleyen bölümüdür. Erken dönemde yaşanan duygusal karşılıksızlık, bilinçli bir anıdan çok bedensel ve duygusal tepkiler şeklinde kaydedilir. Bu kayıtlar zamanla dönüştürülebilir, ancak ilişkisel hassasiyetler olarak etkisini sürdürebilir…)

John Bowlby “Bağlanma kuramı bize şunu söyler Bebek için anlaşılmak = hayatta kalmak.”

İnsan anlaşılma ihtiyacıyla doğar. Bu bir karakter meselesi değil, bir hayatta kalma refleksidir.
Bebekken ağladığımızda birinin gelmesi, sesimize karşılık verilmesi, orada bir “ÖTEKİ”nin varlığını hissetmemiz gerekir. Gelmediğinde beyin bunu dramatize etmez,
sadece not alır “Tek başımayım.”

Bu not silinmez. Yıllar içinde cümle değiştirir.
Bugün bir yetişkinin “Beni anla” diye tutunması, “Yanımda ol” diye ısrar etmesi, çoğu zaman şımarıklık değil;
çok eski bir yalnızlık bilgisinin yankısıdır.

Anlaşılma ihtiyacı bu yüzden doğuştandır. Ama ona ne kadar teslim olacağımız, kimliğimizi onun üzerine kurup kurmayacağımız bize öğretilen bir şeydir.

Psikolojiden Sosyolojiye Geçelim: Toplum Bu İhtiyacı Nasıl Şişirir?

Burada sahneye toplum çıkar.

Emile Durkheim der ki:
Toplum, bireyin üzerinde baskı kurar; normlar üretir, sınırlar çizer.

Bizim gibi kolektivist kültürlerde bu daha da belirgindir:

  • “El âlem ne der?”
  • “Aile üzülür”
  • “Ayıp”
  • “Yakışmaz”
  • “Bizim oralarda öyle olmaz”

Birey olmak teoride güzeldir ama pratikte bedeli vardır. O bedel de çoğu zaman dışlanma korkusudur.
Toplum şunu fısıldar “Onaylanmazsan yalnız kalırsın.”
Ve insan yalnızlıktan korkar. Çünkü yalnızlık, zihnin en eski kayıtlarında tehlike demektir.

Maslow’un Piramidini Masaya Koyalım (Ama Kutsallaştırmadan)

Abraham Maslow
Maslow’un ihtiyaçlar hiyerarşisinde “ait olma” ve “saygı görme” ihtiyacı tesadüf değildir.
Ama burada kritik bir nokta var: Maslow bu ihtiyacı mutlak bir bağımlılık olarak tanımlamaz.

Sorun şurada başlar Anlaşılma ihtiyacı, kimlik ihtiyacının yerine geçtiğinde.Yani kişi şunu demeye başladığında “Beni anlamazlarsa ben yokum.”
İşte orada psikoloji devreye girer ve kırmızı bayrağı kaldırır.

Asıl Soruyu Soruyorum: Neden Onay Olmadan Kendimizi Gerçek Saymıyoruz?

Çünkü çoğumuz şunu öğrenerek büyüdük:

  • Sevgi koşulludur
  • Kabul performansa bağlıdır
  • Değer, başkalarının gözündedir

Bize “olduğun gibi yeterlisin” denmedi. Bize “uyarsan sevilirsin” denildi.
Sonra büyüdük, diplomalar aldık, ilişkiler kurduk ama içimizdeki çocuk hâlâ şunu soruyor:

“Beni böyle kabul eder misin?”
Bu noktada açık konuşacağım Anlaşılma ihtiyacını hiç sorgulamayan insan, özgür değildir.

Peki Çözüm Ne? Anlaşılmayı Reddetmek mi?
Hayır !!!! Bu romantik ama gerçekçi değil. İnsan sosyal bir varlık.
Anlaşılmak ister görülmek ister duyulmak ister bu tamamen insani.

Ama mesele şu ayrımda düğümlenir.
Ruhsal olarak sağlıklı bir duruş, “Beni anlamayabilirsin” derken karşısındakini dışlamamak,
“Ben buyum” derken başkasını yok saymamaktır.

Bu tutum, “kimseyi umursamam” demek değildir; aksine hem kendini hem karşısındakini ciddiye alabilmektir. Sağlıklı birey, anlaşılmadığında saldırmaz, ama anlaşılmak uğruna da kendinden vazgeçmez.

Son Söz: Anlaşılmak Bir Hak, Onaya Teslim Olmak Değil

Bu coğrafyada doğan herkes, bir miktar onay ihtiyacıyla yoğrulur.
Bu bizim suçumuz değil. Ama bu yükle yaşamaya devam etmek zorunda da değiliz.

Anlaşılmak güzeldir. Ama insan bazen şunu göze alabilmelidir ANLAŞILMAMAK.

Çünkü bazı doğrular kalabalığa anlatılmaz. Bazı yollar yalnız yürünür.
Ve bazı insanlar seni anlamaz… çünkü sen artık onların dünyasına sığmıyorsundur.

Bunu fark ettiğinde can acır. Ama aynı anda omuzların da hafifler. İşte özgürlük tam orada başlar.
işte hayatınız da bu konular üzerine düşünün derim, hayatınız yularlarından tutulmuş şekil de mi?
yoksa özgürce kırlarda koşabiliyor musunuz?
AŞK’LA
06.01.2025
Özlem TUNÇ

EDİTÖR

Özlem TUNÇ

"Psikolog | Girişimci | Yazar | İzmir TUMED Gönüllüsü Özlem Tunç, İzmir’de yaşayan deneyimli bir girişimci, psikolog ve yazardır. Psikoloji alanındaki birikimi ve sahadaki sağlık alanında 27 yıllık tecrübesi; onu toplumsal mücadele gerektiren konularda aktif sorumluluk almaya yönlendirmiştir. İnsan hakları, kadın güçlenmesi, bağımlılıkla mücadele ve etik sağlık hizmetleri gibi alanlara duyarlılığıyla tanınan Özlem, TUMED çatısı altında toplumsal etki yaratmayı amaçlayan çalışmalara katkı sunmaya devam etmektedir."

SIRADAKİ HABER

Menderes İlçe Emniyet Müdürlüğü!!!

OKUMAYA DEVAM ET

Yorumlar

Özlem TUNÇ 08.01.2026 19:27
Çok teşekkür ederim Binnaz Hanım yükünüz ağır, gücünüz her şeyin üstesinden gelmekle mükellef annelik tüm zorlu süreçlerin güzelliklere, özgürlüklere kavuşması dileğiyle sevgiler

Yorum Yap