TUMEDHABER İZMİR'İN GÜÇLÜ SESİ
HABERLER Gündem Özgür Özel: Türkiye bir sivil darbe içindedir
Gündem

Özgür Özel: Türkiye bir sivil darbe içindedir

İstanbul'daki Sosyalist Enternasyonal Konsey Toplantısı kapanış konuşmasını yapan Özgür Özel'in konuşması şu şekilde: Böyle bir toplantıda tüm konuşmacılara, katkı sunan herkese teşekkür ediyorum. Özellikle dün ve bugün ortaya koyduğunuz sıkı ...

Şafak Ö. 25 Mayıs 2025
14.2K OKUNMA
4 DK OKUMA

İstanbul’daki Sosyalist Enternasyonal Konsey Toplantısı kapanış konuşmasını yapan Özgür Özel’in konuşması şu şekilde:

Böyle bir toplantıda tüm konuşmacılara, katkı sunan herkese teşekkür ediyorum. Özellikle dün ve bugün ortaya koyduğunuz sıkı dayanışma dolayısıyla Enternasyonel’in harika bir kadrosu var.

Şantal ve Paulina şahsında tüm profesyonellere yöneticilere ve yine Pedro Sanchez’in başkanlığında birlikte görev yaptığım prezidiyum üyelerine, başkan yardımcılarına dünyanın dört bir yanından koşup buraya gelen, hem üyesi olduğu Sosyalist Enternasyonel’in toplantısına katkı veren hem de Türkiye’de yaşadığımız zorlu süreçte bizimle dayanışma gösteren her bir kardeş partimizin kurumsal kimliklerine ve ayrı ayrı üyelerine çok teşekkür ediyorum.

79 ülkeden 89 partiyi misafir ettik, ev sahipliği yaptık, onlarla birlikte çalıştık. Daha önceki konuşmalarımda da ifade ettiğim bir hususu, kapanışı yaparken tekrarlamayı bir sorumluluk olarak görüyorum. Bugün İstanbul iradesi gasp edilmiş bir şehir durumundadır.

Bundan bir yıl önce 16 milyon İstanbullu şehri kim yönetsin diye düşündü, taşındı. Son 5 yıldır yapılan hizmetlere baktı. Sandık başına gittiler ve her seferinde daha fazla oy verdikleri Ekrem İmamoğlu’nu her iki kişiden birinden fazlasının oyuyla İstanbul’u 5 yıl daha görev yönetmeye görevlendirdiler.

Maalesef biz 1978 yılından beri, 77 yılından beri hiç birinci parti olamamıştık. İkinciliği, üçüncülüğü, zaman zaman baraj altında kalmayı içimize sindiremesek de kusuru hep kendimizde bulduk. Daha çok çalışmalıyız dedik, öz eleştiri yapmalıyız dedik. Gençleşmeliyiz dedik, kadınlara daha çok fırsat vermeliyiz dedik. Dünyada esen rüzgarları doğru analiz etmeliyiz, Türkiye’ye doğru uyarlamalıyız, doğru bir dil kurmalıyız dedik.

Hiç seçmeni suçlamadık ve demokrasi dışı hiçbir odaktan medet ummadık. Adalet ve Kalkınma Partisi ile en sert, kavgalı, tartışmalı olduğumuz dönemde onlarla birlikte aslında birlikte siyaset yaptıkları, birbirini madden manen destekledikleri, ne istedilerse verdikleri bir cemaat onlarla çatışmaya girdi, darbe yapmaya kalktı. Darbede birinci partiye darbe yapılıyor. Ak Parti’den kurtuluyoruz. Bu ülkede bu kadar çok zorluklar yaşatan Erdoğan devrilecek demedik.

Aksine aradık onları. Meclisi açın, gelelim, konuşalım, dayanalım. Sandıkla gelen sandıkla gider dedik. Millet kimi seçtiyse, halk kimi seçtiyse onun arkasında duracağız dedik. Ben mecliste yaptığım konuşmada, gece yarısı mecliste yaptığım konuşmada dedim ki, Ana muhalefet partisiyiz.

Darbe sırasında darbe doğal olarak iktidara yapılır. Ama herkes döner muhalefete doğru bakar, ana muhalefetin de gözünün içine bakar. Gözümün içine bakanlara söylüyorum dedim. Demokrasi seçimler yapılıp, halkımız, milletimiz yeni bir görev verene kadar ana muhalefetteyiz, görevimizin bilincindeyiz, demokrasinin seçilmiş parlamentonun arkasındayız.

O gün bizi alkışlayanlar 47 yıl boyunca bizim gösterdiğimiz sabrı seçimden sonra 47 ay göstermeleri gerekiyordu. Cumhurbaşkanlığı seçim takvimine 47 ay vardı başlamasına. 47 gün bile gösteremediler. İlk kaybettikleri seçimde, ilk ikinci duruma düştükleri seçimde darbeye giriştiler ve öyle bir darbe tasarladılar ki darbeler hep mevcut iktidara yapılır, mevcut iktidar geleceğe darbe yapmaya kalktı. İktidara gelecek olana darbe yapmaya, Türkiye’yi gelecekte yönetecek hükumete, cumhurbaşkanına darbe yapmaya kalktı.

Geçmiş yerel seçimlerin seçilmişlerine de darbe yaptı ama esas geleceğimize, gelecek olana, Türkiye’nin gelecek umuduna darbe yapmaya kalktılar. İşte biz Ekrem İmamoğlu, hapisteki bütün arkadaşlarımızın suçsuzluğuna kefil olan ve onların siyasi sebeplerle içeride tutulduğu için onlarla birlikte mücadele eden insanlarız. Bunu bazen dünyayı anlatmak zor oluyor.

Anlatamayacağımızı düşündüler. Önce anlatamazsınız, Türkiye’yi dışarıda şikayet edemezsiniz dediler. Sonra ya Avrupa Birliği, GRECO kriterlerine önem verir, yolsuzluğa, hırsızlığa karşı mesafe koyar diye düşündüler. Türkiye’de de terör örgütüne destekleme diye bir yalan uydurarak milliyetçi hassasiyeti olan seçmenler bize sırtını döner sandılar. Birkaç hafta geçince kimsenin gözünün içine, yüzünün yüzüne doğru bakamaz dediler.

Ama ben bugün sabahleyin Ekrem Başkanla dayanışmak için bir otel yangınında hayatını kaybeden bebeklerle, çocuklarla, annelerle, eşlerle, geriye kalanlarla dayanışmak, hayatını kaybedenleri anmak için, o tepkileri görünür kılmak için, kadına karşı şiddeti görünür kılmak için, toplumsal cinsiyet eşitliği talebini görünür kılmak için sabah gittim, erken saatlerde maraton koştum geldim.

Buradan ayrılıp Türkiye’nin dördüncü büyük kentine, Bursa’ya gidip büyük bir mitingi her hafta sonu yaptığımız bu hafta sonu Sosyalist Enternasyonal ile çakıştığı için pazar akşam üstüne aldığımız bir mitingi gerçekleştireceğim. Sabah 10 binlerin, akşam üstü yüz binlerin, milyonların buradan Avrupa’daki bütün yoldaşlarımın gözünün içine baka baka söylüyorum ki Türkiye bir sivil darbe sürecindedir. Ekrem İmamoğlu ve arkadaşları siyaseten tutukludur, hepimiz onlara kefiliz ve sonuna kadar arkalarındayız.

5 gün boyunca kadim bir şehirde, üç imparatorluğa başkentlik yapmış, hepimizin atalarının, emeği olan ve hepimize emeği olan bir şehirde, barışın başkentinde, demokrasinin başkentinde, sanatın başkentinde, turizmin başkentinde, bir yazara göre dünya bir ülke olsaydı dünyanın başkentinde İstanbul’da hep birlikteydik. Böyle şehirler, böyle toplantıların düşmanıdır.

Salonlar boşalır gider ama böyle tam bir katılımla, büyük bir ciddiyetle İstanbul’un boğazı sizi çağırırken, güzellikleri sizi çağırırken, tarihi sizi çağırırken, burada dayanışmaya yönelik, Latin Amerika’yla, Asya’yla, Afrika’yla, Avrupa’yla ve Türkiye ile dayanışmaya yönelik metinleri tartıştınız, çok kıymetli bir müzakereyi hep beraber yürüttünüz. Bunun için teşekkür ediyorum.

İstanbul’un güzelliği bile dayanışma ruhunuzu zedelemedi ve sizi bu meydanda, bu salonlarda tuttu. Hepinize bu toplantı disiplini için ayrıca teşekkür ediyorum. Ortak fikir şu, bu salonun ortak fikri, pek çok kuvvetli metinde dinledik, hep oy verdik. Dünyada otokrasi varsa, dili, dini, kimliği, fark etmeksizin otokratlara dur diyecek tek yapı biz demokratlarız. O demokratların da sayısı hiç az değil.

Dahası o demokratlar dünyanın neresinde yaşıyor olurlarsa olsunlar yalnız değiller. Tüm dünya demokratları omuz omuza verip yoldaşça mücadele etmeye de kararlı. Bu kararlılık ve yoldaşça mücadele azmi, yoksulluğa, siyasal baskılara, savaşlara, her türlü talana direnen, milyonlarca, milyarlarca insan için cesaret kaynağıdır, umuttur. Değerli yoldaşlar, toplantılarımızda birçok başlığı derinlemesine ele aldık.

Ana gündemimizden biri olan demokrasinin bugün geldiği hali, toplantılarımızda çokça konuştuk. Kadınlar iş gücüne katılım ve emeklilerin karşılıklarını alma konusundaki engellerle ve güvensiz- güvencesizlikle karşı karşıyayız. Gençler büyük bir işsizlik ve umutsuzluk içinde. İşçiler, kır ve kent yoksulları hiç bir zaman olmadıkları kadar zordalar.

Orta sınıf mülksüzleştirme tehdidiyle boğuşuyor. Gelir adaletsizliği her geçen gün daha da derinleşiyor. Bu sorunların hepsi ağır ve acilen çözüm bekleyen sorunlar. Kadınların iş yaşamında ve siyasette eşit temsilinin sağlanması, toplumsal cinsiyet eşitsizliği ile mücadele, gençlerin siyasete, iş yaşamına etkin katılımı, bunların hepsini sağlamak dünyadaki sosyal demokratların aktif çabaları ile mümkün olacaktır. Öte yandan uluslararası gelişmeleri de ele alma fırsatımız oldu elbette.

İsrail’in Gazze’de uyguladığı katliamı konuştuk. Ukrayna’da on binlerce cana mal olan işgali konuştuk. Suriye’deki belirsizlikler, Afrika’daki çatışmalar, mülteci krizleri, iklim krizleri, bunlar mevcut düzenin beslediği hem de ondan beslendiği krizlerdir. İçinde yaşadığımız dünya ise etkileşim halinde bir dünyadır.

Savaşların acı sonuçları, yoksulluk ve birçok kriz bir ülkenin sınırlarından diğerine sıçramaktadır, yani tüm dünyada dolaşıma girmektedir. İlk açılış konuşmasında da söylediğim, dünkü toplantılarda ve akşam yemeğinde de her birinizle ayrı ayrı sohbet ettiğimizde, üzerine konuşma fırsatı bulduğumuz bir zor durumla karşı karşıyayız. Endişelerimiz vardı.

Ayrıntılar geliyor…

Basın Sorumlusu, Site Yöneticisi

Şafak Ö.

""

SIRADAKİ HABER

Saadet Partisi Genel Başkanı Arıkan, Antalya'da konuştu

OKUMAYA DEVAM ET

Yorumlar

İlk yorumu siz yapın!

Yorum Yap