
İZMİR TUMED HABER – Kaynak: Yargının Nabzı / Cumhur Kaplan
Antalya’da yaşanan olay, yargı dünyasında adeta şok etkisi yarattı. Z.Ö. isimli bir kadın, aynı isme sahip gerçek bir hakimin kişisel bilgilerini kullanarak sahte kimlik düzenledi, kendisini “hakim” olarak tanıttı ve Cumhuriyet Savcısı A.T.’yi tam 3 yıl boyunca kandırarak evli kaldı.
Sahte Kimlik Planı
İddiaya göre Z.Ö., çevresine Çeşme Hâkimi olarak görev yaptığını, Hâkimler ve Savcılar Kurulu (HSK) tarafından geçici olarak Antalya’da görevlendirildiğini söyledi. Çocuğunun hastalığı nedeniyle göreve başlayamadığını iddia eden Z.Ö., böylece resmî makamlar ve çevresindeki kişiler tarafından sorgulanmadan bu rolü sürdürdü.
Sahte hakim, gerçek bir hakimin sicil numarası ve bilgilerini kullanarak kimliğini pekiştirdi. Bu sayede hem kamu kurumlarında hem de özel sektörde “hakim” statüsünün sağladığı itibar ve avantajlardan faydalandı. Spor salonu üyeliklerinden sigorta indirimlerine kadar pek çok imkândan yararlandığı ortaya çıktı.
Savcı Eşini de Yanılttı
Cumhuriyet Savcısı A.T. ile evlilik sürecinde mesleki konularda sohbetler yapan ve yargı mevzuatına dair tartışmalara giren Z.Ö., böylece rolünü inandırıcı bir şekilde sürdürdü. Ancak HSK’nın yeni atama listesinde eşinin ismine rastlamayan Savcı A.T., durumu araştırmaya başladı.
Yapılan inceleme sonucunda Z.Ö.’nün “hakim” olmadığı, tüm kimlik ve görev bilgilerinin sahte olduğu belirlendi. Bunun üzerine savcı eş, olayı yetkililere bildirdi.
Tutuklama ve Boşanma Davası
Polis ekiplerince gözaltına alınan Z.Ö., “resmi belgede sahtecilik” ve “kamu görevini usulsüz üstlenme” suçlarından çıkarıldığı mahkemece 16 Temmuz’da tutuklanarak cezaevine gönderildi.
Savcı A.T. ise yaşadığı şok ve güven kaybının ardından boşanma davası açtı. Olay, adalet teşkilatında personel kimliklerinin doğrulanması ve denetim mekanizmalarının güçlendirilmesi gerektiğini bir kez daha gündeme getirdi.
Güven Krizi ve Soru İşaretleri
Bu olay, yalnızca bireysel bir dolandırıcılık girişimi olarak değil, aynı zamanda yargı sisteminin güvenlik açıklarını gözler önüne sermesi bakımından da dikkat çekti. Özellikle “hakim ve savcı” unvanlarının kamu nezdindeki itibarı, bu tür sahtecilik vakalarıyla ciddi zarar görüyor.
Yetkililer, benzer durumların önüne geçebilmek için kimlik doğrulama sistemlerinin daha sıkı ve anlık kontrol edilebilmesi gerektiğini vurguluyor.