Eskiden bir trajedi duyduğumuzda içimiz burkulurdu, yardım etmenin bir yolunu arardık.Şimdi ise felaket haberleri peş peşe gelirken çoğumuzun içi buz gibi.Sosyal medyada gün boyu savaşlar, doğal afetler,hayvanlara zulüm,ekonomik krizler gözümüzün önünde dönüp duruyor.

Peki neden artık eskisi kadar üzülmüyoruz?
Bunun adı “iyilik yorgunluğu.”Sürekli kötü haberlerle karşılaşmak,bir noktada empati rezervlerimizi tüketiyor.Yardım etmek istiyoruz ama gücümüz yetmediğini hissettikçe geri çekiliyoruz.Birkaç yıl önce bir trajediye hemen harekete geçen insanlar,bugün sadece kayıtsızca ekranı kaydırıyor.
Bu,duyarsızlaştığımız anlamına mı geliyor?
Aslında hayır.
İnsan beyni sürekli acıya maruz kaldığında kendini korumak için duyarsızlaşma mekanizmasını devreye sokuyor.Bu yüzden sosyal medyada trajedi haberlerine aşırı maruz kalmak,zamanla bizi yoruyor ve çaresiz hissettiriyor.Sürekli iyilik yapmaya,duyarlı olmaya çalışmak da bir noktada tükenmişlik yaratıyor.
Peki çözüm ne?
Gerçekten fayda sağlayabileceğimiz konulara odaklanmak.Bütün dünyayı kurtaramayız ama küçük bir fark yaratabiliriz.Sürekli haber tüketmek yerine,belirli konularda bilinçli aksiyonlar almak daha etkili olabilir.
Unutmayalım,duyarsızlaşmak yerine bilinçli iyilik yapmak mümkün.
Sen de son zamanlarda bu yorgunluğu hissettin mi?

ARAŞTIRMACI/YAZAR: DEMET ADANAR