Bir baba oğlunu toprağa verdi…
Ama asıl soru şu ; Biz neyi zamanında fark etmedik ?
Adana’da bir polis memuru baba…
Bir baba düşünün…
Belki yıllarca insanların güvenliği için gecesini gündüzüne kattı. Tehlikelerle mücadele etti. Sayısız insanı korudu. Eve döndüğünde ise sadece baba olmak istedi.
Fakat bu kez karşısındaki tehlike sokakta değildi.
Kendi evinin içinde büyüyen sessiz bir yıkımdı.
Öz oğluydu…
Bir gün geldi ve bir baba, evladının ölümüne sebep olan kişi olarak haberlere düştü.
Şimdi herkes aynı soruları soruyor
Nasıl kıydı … Bir baba bunu nasıl yapar ?
Ben başka bir yerden bakıyorum.
Bir insan bu noktaya gelene kadar kaç gece uykusuz kaldı , kaç kez korkuyla kapı sesi dinledi , aç kez oğlunu ölümden çekip almaya çalıştı ?
Çünkü bağımlılık bir insanı bir gecede yok etmiyor. Önce evin içine giriyor. Bir annenin gözlerindeki ışığı söndürüyor. Bir babanın omuzlarına görünmeyen bir yük bırakıyor. Kardeşlerin çocukluğunu sessizce elinden alıyor. Evin huzurunu paramparça ediyor. Her telefon sesi korkuya dönüşüyor. Gece gelen her haber insanın içine ateş düşürüyor. Bir anne sabaha kadar dua ediyor. Bir baba güçlü görünmeye çalışırken içten içe çöküyor.
Defalarca söz veriliyor ; Bir daha olmayacak …. Son kez … Düzeleceğim …
Ama bağımlılık çoğu zaman verdiği sözü tutmuyor.
Evde güven kayboluyor. Huzur yerini korkuya bırakıyor. Umut yavaş yavaş tükeniyor ve bazı aileler çocuklarını toprağa vermeden çok önce yas tutmaya başlıyor.
Herkes şunu duysun.
Uyuşturucu yalnızca kullanan kişiyi öldürmüyor.
Bir anneyi her gün biraz daha tüketiyor.
Bir babayı çaresizlik içinde eritiyor.
Bir kardeşi öfke ve travmayla büyütüyor.
Bir aileyi nefes alırken mezara çeviriyor.
Buna hâlâ sadece kötü alışkanlık demek büyük bir yanılgıdır.
Hayır…
Uyuşturucu bu toplumun en büyük yaralarından biridir. Sessizce büyüyen, evlerin içine sızan, aileleri içten çürüten büyük bir toplumsal yıkımdır. Bugün bir polis baba oğlunu kaybetti. Yarın başka bir anne morg kapısında evladını teşhis edecek. Başka bir baba çaresizliğin içinde sessizce yok olacak. Başka bir çocuk bağımlı bir ağabeyin gölgesinde korkuyla büyüyecek.
Peki sonra ne olacak
Bir süre konuşup unutacak mıyız ?
Bir danışman olarak yıllardır aynı gerçeği söylüyorum ;
Bağımlılık yalnızca bireyin değil, bütün ailenin çığlığıdır. Destek yalnızca bağımlıya değil anneye, babaya ve kardeşlere de verilmelidir. Çünkü bazı anne babalar çocuklarını mezara koymadan çok önce yüreklerinde kaybetmeye başlıyor.
Bugün kendimize dürüstçe şu soruyu sormalıyız
Bir baba oğlunu öldürecek noktaya nasıl geldi?
Yoksa biz uyuşturucunun yıllardır bu toplumun kalbini sessizce çürüttüğünü görmezden mi geldik?
Duygu Tor
Aile ve Bağımlılık Danışmanı